Batıda boy vermiş sanat anlayışı bize hep sanatın ideal güzelliği, bir nevi kusursuzluğu aradığını göstermiştir. Bu arayışla yıllar içerisinde eserler, izlenimlerle ( impressionism ), dışavurumlarla (ekspresyonizm), belirsizliklerle ( soyut- abstrakt ), bölünmelerle ( kübizm) ve diğer deneyimlerde de hep yeni ve yeniden başlanan, eskiyi, kırılanı kenara koyan bir gözle hayata geçmiştir.
Batı felsefesi ve sanatını birbirinden ayırmadan düşünürsek, batıda her yeni başlayan felsefi sorgulamanın, sanat arayışının çoğunlukla bir önceki düşünceyi parçalayan, geride bırakan, sürekli yenilenmek isteyen kendine has tavrı ile var olduğunu görürüz.