Sanat tarihinin tozlu sayfalarına şöyle bir baktığımızda Ademe elmayı yediren de, Paris’e Helena nın aşkını vaat eden de hep o. Sıfatı her dönemde değişen kadın, Olymposun tepesinden, engizisyon mahkemelerinde diri diri yakılmaya giden yolda ve ötesinde, kimi zaman kutsal bakire, kimi zaman tövbekar Magdalena, kimi zamanda üst sınıfların aradığı o masum genç kız…
Tek tanrılı dinler öncesinde Paleolitik ve Neolitik çağda ana tanrıça olan kadın figürü, bereketin sembolü olarak doğuran ve doyuran haliyle özellikle heykel sanatında, yuvarlak hatlı, geniş kalçalı, büyük göğüslü olarak tasvir edilmiştir.
Devamını okumak için tıklayın https://www.yazi-yorum.net/wp-content/uploads/2021/11/untitled.pdf