Antik çağlardan beri felsefede sorgulanan öz ve biçim, sanatın hep ana konusu olmuştur. Biçimin, sanatın ana aksı olduğu gerçeği, tutunacağımız en büyük nesnel gerçek olsa dahi, sanatın asıl meselenin özü yakalamak olduğunu hiç unutmamalıyız.
Biçim maddenin belirli bir şekilde düzenlenişi, kümelenişi ve dengede oluşudur diyebiliriz. Yani biçim aslında sanatın, katı, elle tutulur, gözle görülür nesnesidir. Bu alan daha çok teknik, materyal, öğrenme, eğitim, zanaat ile ilişki içerisindedir. Salt bu anlayışa takılı kalarak sanatı değerlendirirsek en başta sanatın birincil varsıllığını, kendini ifade etme özgürlüğünü elinden almış olduğumuzu fark edemeyiz.