Maske

Bir süre önce, dışarıdan içeriye bakılarak geçirilen zamanın, hakediş süresi doldu. Alıp bizi içeriye, üzerimize paslı deliklerdeki anahtarlar çevrildi. Şimdi soluksuz kalmama zamanı.

Hiçbir şey, oksijenin bedava olduğu zamanlar gibi olmasa da, yine de illa bir yol olduğuna duyduğumuz o insani inanç bizimle.

Büyümeyen, büyüyemeyen, akıl baliğ olmayanlarız . Aramızda var bazen çıkıp gerçeği haykıranlar, ancak duyuramıyorlar seslerini.

Dışarı İle kafayı bozmuş, her türlü besinini dışarıdan arayan, bulan, tüketen, toplayıcı ataların torunlarıyız hala. Sadece saklandığımız mağaralar biraz daha gösterişli artık 

İçimizde sürekli bizi dışarıya yollayan aç bir kurt var. Doğanın bahşettiği güzelliğini kaybetmiş, hastalanmış, korumaktan çok bizi tuzaklayan bir vahşilikte. 

Kimsenin bir diğerinden hallice olmadığı gerçeğini inkar edip dururken biz, sıradanlıklarımızın çeperleriyle yüzleştiriliverdik birden.

Hiçbir şeyin bize yaranamadığı  bu gezegende, kendimize terk ediliyoruz Anlamıyoruz hala, gözümüzle görmediğimizin o virüs değil, kibrimiz, vahşiliğimiz olduğunu.

Katil yavrusuna, yine de kıyamayan bir anne, şimdi toprak anamız, O’ndan geldiğimizi inkar ettikçe,bizi  kendine döndürüyor. Kendi yarattığı cümlesinin içinde italik bir harf kadar bile gücü olmadığı gerçeğiyle yüzleştiriyor insanoğlunu. Hangi suretimizle  karşısına çıkacağımızı bilmediğinden ,hepimize bir örnek maske giydiriyor.

Yazıyı dinlemek isterseniz

Leave a comment